Namaz, dinin direğidir

Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Namaz dinin direğidir. Onu terk eden, şüphesiz dini yıkmış olur” (İhyâ, c.1, s. 399) buyurmuştur. Bir binayı ayakta tutan direkleridir, sütunlarıdır. Eğer sütun yoksa, bina ayakta duramaz. Büyük ve muhteşem bir binanın, büyüklüğü ve ihtişamı nispetinde sütunları da büyük ve sağlam olmalıdır.



Söz gelişi, büyük câmileri ziyaret etmişseniz, bu büyük sütunları görmüşsünüzdür. Koskoca Sultanahmed Câmisini ayakta tutan dört dev sütundur.



İşte namaz hem yüce İslâm binasının direğidir, hem de herkesin kendi dinî yaşayışının direğidir. Bir Müslümanın şahsî dünyasındaki ibâdetlerin dayandığı en temel farz namazdır.



Düşünün ki, bir kimse, sevinerek, övünerek, “Ben Müslümanım” diyor. Namaz dışında bazı ibadetlerini de yapıyor. Oruç tutuyor, Cuma’ya gidiyor, dua ediyor, sadaka veriyor. Tabiî ki bunları, Allah emrettiği için yapıyor. Ancak Allah’ın en fazla önem verdiği, en çok emrettiği, “dinin direği” olan namazı ihmal edip diğer ibadetlerle yetinmek bir çelişki olmuyor mu?



Hadisten anlıyoruz ki, bir mü’min namazı hakkıyla kılmadıktan sonra ne yaparsa yapsın, kendi dinini ayakta tutamaz. Çünkü, dinin direği oruç, zekat veya bir başka ibadet değildir. Ancak namazdır